1960’larda tüm ülkede üniversitesinden basınına, bir avuç sanayicisinden politikacısına, sesini duyurabilen herkes Türkiye’de ne otomobil, ne de motor yapılabileceğine inanıyordu. Bir avuç idealist mühendisin ise bunun sadece 4,5 ay sürede yapılabileceğini göstermelerine rağmen, gereken ilgi ve alakadan mahrum edilince yerli bir markamızın günümüze ulaşma olasılığı rafa kaldırılmış oldu. Bugün belki de küresel bir markayla dünya pazarında söz sahibi olabilirdik. Araçların imal edildiği 1961 yılında, Tarım Bakanlığı bütçesinde “At neslinin ıslahı” için 25 Milyon TL,Devrim otomobilinin tasarlanması içinse sadece 1.4 Milyon TL ödenek ayrılmıştı.Olanaksızlıklar ve tarifsiz inanç içinde,tasarım ve mühendislik hizmeti tamamen yerli olan ve sadece 4 adet üretilebilen “Milli Otomobil” trenini maalesef 1961 yılında Devrim otomobiline yaptığımız saygısızlıkla kaçırdık.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tam 54 yıl sonra bugün karşımıza,2019’da seri üretime geçilecek yerli otomobil lansmanıyla, iflas eden bir şirkete ait devşirme bir prototiple çıkıp adeta dalga geçiyor.Belki 28 Ekim 1961’de Sıhhıye’deki Mobil benzin istasyonundan bir şekilde yakıt alınması unutularak milli bir üretimin önüne set çekildi ama var oldukça Mobil’in destekleriyle ısrarla Devrim’e saygı nöbetimizi sürdüreceğiz…